Pages Menu
Categories Menu
Nitel Bir Araştırma Tekniği: Görüşme

Nitel Bir Araştırma Tekniği: Görüşme

GİRİŞ

İnsan yaşamında, görüşmenin önemli ve bir o kadar da eski bir yeri vardır. Görüşme, bireylerin, çeşitli konulardaki bilgi, düşünce, tutum ve davranışları ile bunların olası nedenlerinin öğrenilmesinde en kestirme yol olarak kullanılagelmiştir. Birçok kimse, düşündüklerini açıklamada sözlü anlatımı yazılı anlatıma yeğler. Bunun başlıca nedenleri arasında yazı ile yanlış anlamaların daha fazla olabileceği, ek açıklamalarda bulunma olasılığının sınırlı olması; verilen bilgilerin belgelenmiş bir sorumluluğunun yüklenilmek istenmemesi ile görüşmenin, çoğunlukla daha rahat olması ve daha az zaman alması sayılabilir.

Görüşmede, söylenenlerin yüzeysel anlamları yanında “gerçek” ve derinliğine anlamaları da çıkartılabilir. Yapmacık cevapların ayıklanabilme ve gerçeklerin ortaya çıkartılabilme olasılığı yüksektir. Araştırmacı, karşılaştığı her karanlık noktayı, anında soracağı sorularla aydınlatma olanağına sahiptir. Görüşmede ses tonu, mimikler ve soruları cevaplamada gösterilen istek, söylenenlerin değerlendirilmesinde önemli ipuçları niteliğindedir. Görüşme ile veri toplamanın geniş uygulama alanı vardır. Görüşme özellikle üst yöneticilerden çocuklardan, okuma yazma bilmeyenlerden veri toplamak için idealdir.

Görünürdeki kolaylığı yanında öznelliği ve güçlülüğü önemli sınırlılıklar getirir. Görüşmecilerin seçimi, eğitimi özel bir çaba ve duyarlılık gerektirir. Çok iyi yetiştirilmiş görüşmeciler olmadıkça özellikle görüş, inanç tutum gibi aslında öznel olan birçok konuda veri toplama olasılığı son derece sınırlıdır.

Görüşme ile veri toplamanın geniş uygulama alanı vardır: Hastası ile konuşan bir doktor, müvekkili ile görüşen bir avukat, suç zanlısını sorguya çeken hakim, teftişte öğretmen müfettiş ilişkisi örnek olarak gösterilebilir. Müfettiş öğretmen ilişkilerindeki görüşmede, amaca ulaşılabilmesi için tarafsızlık, dinleme, anlayış ve işbirliği ilkelerine uyulması gerekir (Özgüven, 1980).

Tanımı ve Gerekçesi

Görüşme (interview, mülakat), sözlü iletişim yoluyla veri toplama (soruşturma) tekniğidir. Görüşme, çoğunlukla yüz yüze yapılmakta ise de, telefon ve televizyonlu telefon gibi anında ses ve resim ileticileriyle de olabilir. Ayrıca, sağır ve dilsizlerle gerçekleştirilen hareketli(simgesel) iletişim de görüşme sınıfına girer (Karasar, 2004).  Görüşme, görüşmecinin cevap almak amacıyla soruları, sözlü ve genellikle yüz yüze olmak koşuluyla deneklere yönelttiği bir şekildir (Tavukçuoğlu, 2002).

İki şahsın arasında ilişkinin kurulmasında yararlanılan girişimlerden biri mülakat adı verilen bireysel görüşmelerdir. Bu görüşmelerde görüşülen, dinleyici gereksinmelerini karşılayabilmeli, görüşme sonunda soruları ve cevapları sıralanmalı ve özetlenmeli, görüşülen şahıs güdülenmeli, kendi gereksinmeleri ile söylenenler arasında ilişki kurabilmelidir. Her görüşmenin kendine özgü yön ve özellikleri vardır (Sağlamer, 1975).

Karasar’a göre (2004) görüşmenin genel olarak üç temel amacı vardır.

Bunlar;

  • İşbirliği sağlamak ya da sürdürmek
  • Sağaltım (tedavi kendine güveni arttırmak) ile
  • Araştırma verisi toplamak.

GÖRÜŞME TÜRLERİ

Görüşme, kendi içinde çok ayrı sınıflara ayrılarak incelenebilmektedir (Kerlinger, 1964; Borg, 1963; Madge, 1965; Kahn ve Cannel, 1957; Rummel, 1970; Özgüven, 1980). Görüşmeler, görüşme amacına, görüşmeye katılanların sayısına, görüşmedeki kuralların katılığı ile görüşülmek istenen kişiye bağlı olarak sınıflandırılabilirler. Şekil 1’de görüşmenin türleri gösterilmiştir.

 

Şekil-1. Görüşme Türleri

Şekil 1’de verilen görüşme türlerinden amacına bağlı olarak üzerinde durulan görüşme “araştırma” amacı ile yapılanıdır. Özellikle sağaltım amacı ile yapılan “terapi” türü görüşmelerin kendine özgü teknikleri vardır.

Görüşmeye katılanların sayısına göre görüşmeler: bireysel ve grupça olmak üzere iki sınıfta incelenebilir. Bireysel görüşmede görüşmeci ile kaynak kişi dışında kimse bulunmaz. Grupça görüşmede ise çok sayıda kaynak kişi konuyu birlikte görüşüp tartışırlar. Çoğu görüşmeler, bireysel niteliktedir. Kişiye özel bilgiler ancak bireysel görüşmelerden elde edilebilir.

Grupça görüşme ortak bir sorun etrafında birleşebilen grup üyelerinin görüşmecinin soracağı sorulara karşılıklı etkileşimde bulunarak cevap aramaları şeklinde yapılır. Gruptaki her üye kendi görüşlerini belirtirken, diğer üyelerin görüşlerini de öğrenir. Üyeler, genellikle konuyu birbirleri ile tartışırlar; görüşmeci, bu tartışmaları başlatmak amaçtan uzaklaşmamasını sağlamak ve ortaya çıkan bilgileri toplamakla görevlidir.

Bireysel görüşmelerde ede edilemeyen birçok bilgi, grupça görüşmelerle sağlanabilir. Bunu sağlayan etmenler arasında: üyelerin birbirinden destek alarak “acı gerçeklerle” daha kolay değinebilmeleri, her üyenin baştan değişmez sandığı görüşlerinin, diğer üyelerce sunulan yeni bilgiler ışığında, kolayca değişebilmesi, yeni durumlar alabilmesi; görüşmeye kaynak kişiler için olan güdüleyici etkisinin artması sonucu daha fazla zaman ayırabilmesi önemli bir yer tutar (Goldman, 1970). Ancak hemen şunu da eklemek gerekir ki, bu tür görüşmelerde fikirler, grup havası içinde oluştuğundan ayrı ayrı bireylerin görüşlerinin basit bir toplamı değildir (Borg, 1963).

Önderlerle yapılan görüşmeler, geniş kitleleri ilgilendiren, belli konularda oluşan ana görüş ve sorunların ortaya çıkarılması ya da belli bir araştırma için izin alma amacını güder. Uzman kişilerle yapılan görüşmeler de, belli uzmanlık alanlarında, ayrıntılı teknik bilgi toplanır. Halk ile yapılan görüşmelerde ise, belli konularda, genel bilgi, tutum ve davranışların öğrenilmesi amaçlanır.

Eğitimbilim çalışmalarında ise kurallara bağlı olarak genelde görüşmenin üç türü kullanılmaktadır: Yapılandırılmamış görüşme, yapılandırılmış görüşme, yarı yapılandırılmış görüşme.

Yapılandırılmamış Görüşme

Yapılandırılmamış görüşme, görüşmeciye büyük hareket ve yargı serbestîsi veren, esnek, kişisel görüş ve yargıların kökenlerine inmeyi sağlayan bir görüşme tekniğidir. Yapılandırılmamış görüşme, diğer bir kişiyle yapılan sözel etkileşimin doğal akışı içerisinde herhangi bir görüşme protokolü olmaksızın kendiliğinden yapılan bir iletişim biçimidir (Gall, Borg ve Gall, 1996). Araştırmacı görüşme yapılan kişinin yanıtlarına bağlı olarak kendini sürekli yeniden yapılandırmak ve verilen yanıta koşut yeni soruları o ana hazırlamak ve sormak durumundadır. Görüşme kısmen söyleşi havasında da gerçekleşebilmektedir. Toplanan verilen değerlendirilmesi oldukça güçtür. Görüşmecinin çok iyi yetişmiş bir uzman kişi olması gerekir. Yapılanmamış görüşmeler, daha çok, araştırmaların başlangıç aşamalarında, soruna ilişkin önemli değişkenleri saptarken yararlı olurlar. Bazen kişi kendisiyle görüşme yapıldığını da fark etmeyebilir.

Yapılandırılmamış görüşmenin en önemli sınırlılığı araştırmanın amacıyla ilgili sistematik veri toplanması için çok zaman ve enerji gerektirmesidir. Benzer biçimde, bu sınırlılık verilerin analizine de yansımaktadır. Her bir kişiye farklı sorular sorulduğu için elde edilen yanıtlar da oldukça farklıdır. Bu düzensiz verilere bağlı olarak bir örüntü elde edilmesi de oldukça güçtür (Patton, 1990).

Yapılandırılmış Görüşme

Yapılanmış görüşme, daha çok, önceden yapılan ve ne tür soruların ne şekilde sorulup, hangi verilerin toplanacağını en ayrıntılı biçimde saptayan görüşme planının aynen uygulandığı bir görüşmedir. Yapılandırılmış görüşme yapı olarak kişinin kendine ait bilgiyi belirli kategorilere göre yanıtladığı anket çalışmalarına ya da tutum ölçeklerine benzemektedir (Robson, 1993; Wragg, 1994). Araştırmacı, araştırmaya katılan her bir kişiye aynı soruları aynı biçimde ve aynı sözcükle sormaktadır. Kişinin vermiş olduğu yanıtlar kapalı uçludur. Kişi kendisine sunulan olası seçeneklerden birisini seçerek yanıtını verir. Yapılandırılmış görüşme bu görünümüyle anket çalışmalarına benzer tarzda nicel veri sunmaktadır. Görüşmeciye bırakılan hareket özgürlüğü en düşük düzeyde tutulur. Cevapların denetimi ve sayısallaştırılması kolaydır, ancak görüşme tekniğinden beklenen anlam çıkarma ve içtenliği sağlama olanakları sınırlıdır. Yapılandırılmış görüşme, Ekiz (2003)’e göre nicel araştırma içerisinde yer alır.

Yapılandırılmış görüşme tekniğinin kullanılmasının en önemli avantajı birden fazla görüşmeci kullanıldığı takdirde görüşmeciler arasındaki farklılığı en aza indirmektir (Patton, 1990). Buna ek olarak anket çalışmalarında sıkça karşılaşılan boş bırakma ya da kullanılmaz nitelikteki yanıtların ortaya çıkmasını azaltmaktır (Gall, Borg ve Gall, 1996).

Yarı Yapılandırılmış Görüşme

Yarı yapılandırılmış görüşme, yapılandırılmış görüşmeden biraz daha esnektir. Bu teknikte, araştırmacı önceden sormayı planladığı soruları içeren görüşme protokolünü hazırlar. Buna karşın araştırmacı görüşmenin akışına bağlı olarak değişik yan ya da alt sorularla görüşmenin akışını etkileyebilir ve kişinin yanıtlarını açmasını ve ayrıntılandırmasını sağlayabilir. Eğer kişi görüşme esnasında belli soruların yanıtlarını başka soruların içerisinde yanıtlamış ise araştırmacı bu soruları sormayabilir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği sahip olduğu belirli düzeyde standartlık ve aynı zamanda esneklik nedeni ile eğitim bilim araştırmalarında daha uygun bir teknik görünümü vermektedir. Bu görüşme, nitel araştırma içerisinde görülebilir ( Ekiz, 2003).

Yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinin araştırmacıya sunduğu en önemli kolaylık görüşmenin önceden hazırlanmış görüşme protokolüne bağlı olarak sürdürülmesi nedeni ile daha sistematik ve karşılaşılabilir bilgi sunmasıdır (Yıldırım ve Şimşek, 1999). Bu haliyle eğitim bilim çalışmalarına daha uygun bir araştırma biçimidir.

GÖRÜŞME SORULARI

Görüşme soruları, görüşmenin türüne göre değişen ayrıntıda, mutlaka önceden hazırlanmalıdır. Sorular, kimlik ve konu bilgilerine dönük olarak amacı gerçekleştirecek tür ve sayıda olmalı; gereksiz yere çoğaltılmamalıdır. Her türlü soruda olduğu gibi, görüşme amacı ile hazırlanacak sorularda da belli özellikler aranır. Bunlardan bazıları aşağıda belirtilmiştir (Karasar, 2004):

  1. Soru, ne tür bilgi istendiğini açıkça belirler, istenen bakış açısını davet eder ve kaynak kişi tarafından kolayca anlaşılır nitelikte olmalıdır. Sorulardan herkes aynı şeyi anlayabilmelidir; herkesin anlayabileceği deyim ve terimleri içeren bir dil kullanılmalıdır.  Soruların istenen bakış açısını davet eder nitelikte oluşu da son derece önemlidir. Örneğin, “Türk Milli eğitim politikasını nasıl buluyorsunuz? Şeklindeki bir soru çok genel kalabilir. Bir nüfus sayımında, çok açık olacağı umulan bir konuda “medeni durumunuz?” sorusuna alınan “ham dolsun oldukça medeni sayılırız” cevabı çok öğreticidir.
  2. Soru, tek amaçlı ve varsayımsız olmalı. Örneğin, kaç çocuğunuz var? Şeklinde ki bir soru yerine, önce evli olup olmadığı, evli ise çocuğu olup olmadığı gibi süzgeç sorular sorulmalı, her ikisine de olumlu cevap alınırsa “kaç çocuğunuz var?” sorusu yöneltilmelidir.
  3. Soru, kaynak kişinin verebileceği verileri içermelidir. Sorulanlar, kaynak kişinin bilgisini aşmamalıdır. Kişinin, zorlandığında, bilmediği konularda da kestiriye dayalı bilgiler vermeye kalkışacağı unutulmamalıdır.
  4. Sorular yansız olmalı. Kaynak kişiyi, belli cevaplara yöneltecek sorulardan kaçınılmalıdır. Örneğin, belli bir konuda “… öyle düşünmüyorsunuz, değil mi?” gibi bir soru, kişiyi “hayır, öyle düşünmüyorum” cevabına yöneltebilir. Aynı şekilde, “beş yıllık ilköğretimi henüz gerçekleştiremezken, sekiz yıllık temel eğitim uygulamasını uygun buluyor musunuz?” gibi bir soru da olumsuz tepkiyi davet eder niteliktedir.

GÖRÜŞME PROTOKOLÜ

Görüşme protokolü, görüşmecinin, kaynak kişi ile karşılaştığı anda başlayan ve ayrıldığında sona eren görevlerini, değişen ayrıntılarda içeren bir belgedir.  Görüşmelerde, genellikle, görüşmenin türüne göre değişen ayrıntıda hazırlanır. Görüşme protokolü, görüşmecinin uyması gereken önemli kuralları hatırlatıcı, görüşme sorularını belli bir sırada içeren ve gerektiğinde kayıt işlerini de kolaylaştıracak biçimde hazırlanmış bir listedir. Görüşme protokolünde şunlar bulunur (Karasar, 2004):

  1. Kendisini nasıl tanıtacağı,
  2. Amacını nasıl açıklayacağı,
  3. Kaynak kişiden beklenenlerin neler olduğunun açıklanması,
  4. Hangi soruların nasıl ve hangi sıra da sorulacağı,
  5. Kayıt işleminin nasıl yürütüleceği,
  6. Görüşmenin hangi ifadelerle bitirileceği.

Görüşme protokolünün hazırlanmasında soruların hangi sırada sorulacağının kararlaştırılması önemli bir konudur. Bu sıralamada;

İlk sorular ilginç ve kolay olmalı: kaynak kişiyi cevap vermeye güdülemeli,

Sorular genelden özele doğru gidilen bir sırada sorulmalı,

Sorular uygun bir sıra içinde ve ilgilerine göre kümelendirilmiş olmalı, böylece kişinin daha ekonomik bir düşünme sürecinde olmasına yardımcı olunur.

Bitiş soruları kaynak kişide “başarı duygusu” da bırakan gerektiğinde yeni işbirliği için güdüleyen nitelikte olmalı iyi bir yol gösterici olabilmesi için her şeyden önce görüşme protokolünün kendisinin çok iyi hazırlanması ve kolayca anlaşılabilir nitelikte olması gereği unutulmamalıdır.

ÖRNEKLEM SEÇİMİ

Örneklem seçimi eğitim bilim çalışmalarında en önemli adımlardan bir tanesidir. Elde edilen sonuçların dış geçerliği diğer bir anlatımla genellenebilirliği, örneklemin seçim niteliğine bağlıdır. Çünkü örneklemden elde edilen sonuçlar genellikle daha geniş bir evrene genellenmektedir. Bu nedenle örneklemin evreni temsil edip etmemesi nicel araştırma sonuçları için temel ölçütlerden biridir.

Görüşme tekniği gibi nitel araştırma teknikleri eğitim bilim çalışmalarında kullanıldığında, nicel araştırma yöntemlerine ilişkin kavram ve yaklaşımlar yerine alternatif bakış açıları geliştirilmiştir. Nitel araştırmalar genellikle küçük bir örneklem üzerinde gerçekleştirilir. Bu durumda elde edilen verilerin evrene genellenebilirliği söz konusu olmadığından istatistiksel temsil edilebilirlik yerine daha bütünsel, derinlemesine ve bağlamında anlaşılmasına ilişkin yönelim söz konusudur. Örneklemin sayısı yani büyüklüğü yerine, örneklemin araştırmanın gereksinin duyduğu bilgi miktarını karşılayıp karşılamadığı ile ilgilenilmektedir.

Görüşme tekniğinin kullanıldığı çalışmalarda temel amaç örneklemden elde edilen bilginin evreni genellemesi değil, tersine çalışılan kişilere benzer ya da aynı özellik gösteren kişilere genellenmesidir.

Kuzel (1992), görüşme gibi nitel araştırma tekniklerinin kullanıldığı bilimsel çalışmalarda örneklem seçiminde aşağıdaki kriterlerin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmektedir;

  1. Örneklem seçim süreci oldukça esnektir. Örneklem seçimi çalışmanın sürdürülmesine paralel olarak gelişir ve dönüşür.
  2. Örneklem birimleri bir seri halinde seçilir. Kiminle çalışılacağı kiminle çalışıldığına bağlı olarak gelişir.
  3. Örneklem hâlihazırda çalışılan konu ya da teorinin geliştirilmesine bağlı olarak sürekli yenilenir.
  4. Örneklem geliştirilen teoriyi ya da konuyu güçlendirmek ve desteklemek için olumsuz kişi ya da durumların seçimini de kapsar.

GÖRÜŞME SÜRECİ

Görüşmenin başarıya ulaşabilmesi, büyük ölçüde, kaynak kişinin yeterince güdülenmesi ile soruların, içerik ve biçim yönünden, bir örnekliğinin korunabilmesine ve iyi bir kayıt sisteminin geliştirilmesine bağlıdır. Bu ise, rahat bir görüşme yeri de dahil olmak üzere, fizik ve psikolojik hazırlıkları gerektirir.

Ayrı kültürlerde ve ayrı sosyo-ekonomik gruplarda, kişilerin iç yaşantılarına girmenin, onlardan özellikle duyarlığı yüksek konularda, gerçeği yansıtan cevaplar almak güçtür.         Görüşmeci, görüşmeye başlarken kendisini tanıttıktan sonra kaynak kişiyi güdülemek için ondan beklenenleri anlatır. Bu amaçla,  görüşmenin amacı (kaynak kişinin bu konudaki bilgisine göre değişen ayrıntılarda), toplanacak bilgilerin kurumsal ya da uygulama yönünden sağlayacağı olası yararlar ile bu oluşumda kaynak kişinin yeri, önemi ve olası kazançları açıklanmalıdır. Kaynak kişinin özgeçmişi, ilgi ve inançlarının görüşmeci tarafından bilinmesi bu amaca varmayı kolaylaştırır, güven duygusunun gelişmesine yardımcı olur.

Görüşme süresince, görüşmeci ile kaynak kişi arasında duygusallığa varmayan bir yakınlık korunmalı. Görüşmeci, çok bilir görünmekten olduğu gibi, konudan habersiz bir görünüme bürünmekten de özenle sakınmalıdır (Topçuoğlu, Göğüş ve Akyüz, 1968).

Görüşmenin planladığı biçimde sürdürebilmesi için görüşme protokolünden yararlanılır. Bu, soru içerik ve sırasındaki bir örnekliğin korunmasına yardımcı olacağı gibi, cevapların kayıt edilmesin de kolaylık sağlayabilir. Soru, tıpkı ölçü aracı gibidir. Aynı koşullarda sorulmak zorundadır. Görüşmeci, görüşme protokolündeki içerik ve sırayı izlemekle birlikte, zaman zaman zorunlu sapmalarda bulunabilir. Bu durum, görüşme tekniğinin esnekliğinden gelen bir özelliktir. Bu sapmaya birkaç durum neden olabilir (Karasar, 2004): Birincisi, görüşmeci, ilk anda anlaşılmayan soruları, başka sözcük ve deyimlerle anlatmaya çalışır. İkinci sapma nedeni, alınan cevaplardan yeni ipuçlarının yakalanması ile özetlenen öteki ayrıntılara inme isteğidir. Araştırmacının, her şeyi önceden görüp planlanmış olması garanti edilemez. Bu gibi durumlarda, görüşme tekniğinin verdiği esneklikten yararlanılarak, anında yeni sorular geliştirilip sorulabilir. Böyle bir olanaktan yararlanabilmek için, görüşmecinin görüşülen konuyu iyi bilmesi gerekir. Sapma için üçüncü neden, kaynak kişinin, her sorulanı ayrı ayrı cevaplamak yerine, öteki sorulara da cevap alabilecek nitelikte geniş cevaplar verme yönündeki olası ısrarlı tutumudur. Bu gibi durumlarda, görüşmeci soruların tümünü önceden bildiği için, verilen her bilgiyi değerlendirerek, gereksiz yinelemelerden sakınmalıdır.

Görüşme süresince, görüşmeci hem kendisinin hem de kaynak kişinin kullanıldığı her sözcüğe, davranışa, ifadelerdeki içtenliğe ve tüm mimiklere dikkat etmelidir. Bunların her birinin ilettiği değişik “mesaj” lar vardır. Bunlar karşıdaki kişinin davranışlarını değiştiren ya da pekiştiren etkiler de bulunur.

Karasar (2004)’e göre görüşmelerde, olanaklar el verdiği sürece, bir’den çok görüşmecinin görev almasında yarar vardır. Görüşmeler, genellikle bir kişi tarafından yapılır. Bir’den çok görüşmecinin bulunması, aralarında iş bölümü yapılarak verilerin anında tutulacak notlarla kaydedilmesini kolaylaştırır. Bu durumu kendisine verilen önemi bir belirtisi sayan kaynak kişi iş birliği için güdüleyebilir, görüşme süresince ortaya çıkabilecek olası ipuçlarının daha kolay yakalanması ve bunlara dayalı ek soruların sorulabilmesini kolaylaştırır ve nihayet psikolojik nedenlerle, görüşmecinin birisi ile iyi ilişki kuramayan bir kaynak kişiye, bir başkasıyla görüşebilme seçeneği verir.  Görüşmenin son aşamasında her iki taraf içinde “başarı” duyguları ile bitirilmesi, gerektiğinde başka işbirliği olanakları için uygun bir ortam bırakılması, görüşmelerde üzerinde özenle durulması gereken bir başka amaç olmalıdır.

VERİLERİN KAYDEDİLMESİ

Görüşmede verilerin kaydedilmesi, görüşmecinin sorumluluğundadır. Bu amaçla, görüşmeci, görüşme anında ya da hemen sonra not tutabilir, görüşme protokolü üzerinde seçenekleri işaretleyebilir, ses/resim kayıt cihazlarını kullanabilir.  Bunlardan hangisinin kullanılacağına görüşme konusu, kaynak kişilerin tutumu etki eder. Bir’den çok görüşmecinin bulunması halinde bunlardan birinin not tutması görüşmenin akıcılığını engellemeden sürdürülmesini sağlar.  Zorunlu olmadıkça sonradan not tutulması tercih edilmemelidir çünkü bu,  verilerin tam olarak sağlıklı bir şekilde tutulamamasına neden olabilir. Kaynak kişinin not tutmaya duyarlı olması ve anında not tutulmasının zorunlu olması durumunda, görüşme not tutma arasındaki süre olabildiğince kısa tutulmalıdır.

Kaynak kişinin kabul etmesi ve olanakları el vermesi halinde, en iyi kayıt yöntemi, fiziki araçlarla anında yapılacak sürekli kayıtlardır. Böylece, hem görüşme süreci engellenmemiş hem de görüşme sonuçlarını ileride, daha ayrıntılı değerlendirilmesi için, uygun bir belge kazanılmış olur (Kerlinger, 1964; Borg, 1963; Madge, 1965; Kahn ve Cannel, 1957; Rummel, 1970; Özgüven, 1980) (aktaran:  Karasar, 2004).

GÖRÜŞMEDE OLASI YANILGI KAYNAKLAR 

Kahn ve Cannell’e (1957/1994) göre görüşme yolu ile veri toplamada önemli üç olası yanılgı kaynağı; görüşmeci, görüşülen kişi ve görüşmeci-görüşülen etkileşimidir. Aşağıda bunlar açıklanmıştır (Karasar, 2004):

Görüşmeciden gelen sınırlıklar; genellikle algılama yetersizliği ve kişisel yanlılıklar biçimindedir. Görüşmecinin yeterince zeki olması, ses tonu, mimikler ve kullanılan sözcükler vb. sinyalleri değerlendirebilecek yetenekte olması gerekir. Görüşmecinin kişisel yanlılığı da önemli bir yanılgı kaynağı vardır. Görüşmeci, bilerek ya da bilmeyerek yanlı davranabilir. Gerçekleri aramak yerine, kendi görüşlerini ( ön yargılarını, hipotezlerini) gerçek sanarak, onların doğruluğunu kanıtlamaya çalışan “araştırmacı”nın yansız davranma olasılığı azdır. Görüşmecinin bilmeden yanlılığına neden olan faktörlerin başında, onun özgeçmişi gelir. Sosyo ekonomik düzey, din, ırk, cinsiyet, yaş, eğitim ve öteki deneyimler kişinin davranışını düzenleyen ve görüşmelerde etken olan faktörlerdendir. Örneğin kendi ırkının üstünlüğüne inanmış birisi için, öteki ırkların eksikliklerini bulmak (üstün ya da eşit yönlerini görmezlikten gelmek) zor değildir.

Görüşülen kişinin yanlılığı da önemli yanılgılar doğurabilir.  Görüşmeci gibi, onun yanlılığı da büyük ölçüde, özgeçmişi ve içinde bulunduğu koşularla ilgilidir. Bunun yanında, kaynak kişinin, gerçekleri bildiği halde, çeşitli nedenlerle söylemek istemeyişi, gerçeği söylemek için yeterince güdülenmemiş olması da olasıdır. Kaynak kişi, vereceği bilgilerden dolayı fiziksel ya da psikolojik bir kayba uğramak istemez. Beğenilme, takdir edilme, kişilerin davranışlarını etkileyen önemli içgüdülerdendir. Aksi yönde yararına inanmadıkça, kişinin, bir başkasına karşı, onun hoşlanmayacağını bildiği bir davranışta bulunma olasılığı azdır. Örneğin, Müslümanlık hakkında görüşü sorulan bir Hıristiyan, Müslüman olduğunu bildiği bir görüşmeciye, gerçek düşüncelerini söylemeyebilir. Kaynak kişinin, bilmeden yanlı davrandığı durumlar da çoktur. Örneğin, “gerçek anlamda” fiziki bir zorunluluk olmadığı halde, bütün komşuların olduğu, oğlunun da kendisine bu yönde baskı yaptığı için otomobil alan bir baba bunu rasyonel bir gerekçe ile yaptığını sanabilir.

Görüşmeci ile görüşmenin, görüşme anında birbirini karşılıklı etkilemeleri sonucu yansızlıklarını yitirme olasılığı önemli bir yanılgı kaynağıdır. Bu tür yanılgı olasılığı, gözlemdekinden daha yüksektir. Görüşmeci ve kaynak kişinin yaş, cinsiyet, kişilik bilgi, beceri ve deneyimleri sonucu oluşan çeşitli tutum beklenti, güdü ve algılamaları değişik davranış kalıpları oluşturur. Bu farklı davranışlar, karşılıklı olarak, farklı tutum ve algılama süzgeçlerinden geçip yeni davranışlar oluştururlar. Görüşme, bu tür etkileşimlerin bir ürünü olarak yer alır. Özellikle, duygusal ağırlıklı konularda yapılan görüşmelerde, gerek görüşmeci seçimi gerekse öteki aşamalarda bu etkene dikkat etmek gerekir.

GÖRÜŞMECİLERİN SEÇİMİ VE EĞİTİMİ

İyi bir görüşmeci olması için görüşmecilerin seçimi ve yetiştirilmeleri büyük önem kazanmaktadır.  İyi bir görüşmecinin; zeki, duyarlığı yüksek duyu organlarına sahip, görüşme konusuna karşı, bilinen ve belli bir yönde koşullanmamış, görüşülen kaynak kişilerce bilinen ve onları olumsuz yönde etkileyebilecek din, dil, sosyo-ekonomik düzey, cinsiyet, renk vb. ayrılıkları olmayan, dürüst, kuralara ve değişik koşullara uyabilen, fazla heyecansız ve çatışmaya girmekten zevk almayan kişilikte, özellikle serbest görüşmeler için görüşme konusunda uzmanlaşmış biri olması gerekir.

Görüşmecinin, özellikle serbest görüşmelerde, görüşme konusunu çok iyi bilmesi gerekir. Aksi halde, görüşme tekniğinin sağladığı esneklik anlamsız sorularla zaman geçirilen bir gelişigüzellik şekline dönüşür. Bu ise, hem amaca uygun veri toplamayı engeller hem de kaynak kişiyi rahatsız eder.

Ne kadar özenle seçilirse seçilsin, görüşmeci adayları uygun bir eğitimden geçirilmelidirler. Bu eğitimde şunların üzerinde durulmalıdır:

  1. Görüşmenin amacı,
  2. Görüşme kılavuzu ve kullanılması,
  3. Görüşülecek kaynak kişiler ve özellikleri,
  4. Görüşme tekniğinin incelikleri.

Her türlü eğitim gibi, görüşmeci eğitimi de adayların doğrudan katıldığı uygulamalara dönük olmalıdır. Bu uygulamaların “gözlem-uygulama-eleştirme” üçlüsü şeklinde bireysel ve grupça çalışmalardan oluşmasında yarar vardır. Bir başka deyişle, adaylardan her birinin, başkalarınca yapılan (“ideal”) görüşmeleri izlemesi, kendisinin görüşme yapması sonucu özeleştiri ve grupça eleştiri yoluyla, iyileştirmesi ve bu işlemleri yeterince yinelemesi gerekir.             Yapılan görüşmeler üzerinde eğitici çabalarda bulunmayı kolaylaştırmak üzere, görüşmelerin resim ya da  ses kayıt cihazlarıyla kaydedilmesi çok yararlıdır. Böylece aday, kendi uygulamalarını ayrıntılarıyla inceleme, incelettirme ve gerekli önlemleri alarak, geliştirme olanağı bulacaktır. Görüşmeci eğitimi, ya gerçek durumlarda (gerçek kaynak kişiler arasından seçilecek bir örnek grupla) ya da yapay durumlarda olur. Yapay durumlardaki görüşmeler, iki görüşmeci adayından birinin “görüşmeci” ötekinin “kaynak kişi” rollerini üstlenerek düzenledikleri görüşmelerdir.

GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK

Nicel araştırma yöntemlerinde ölçme aracının güvenirliği temel etken olduğu için yapılan güvenirlik hesaplamaları ölçme aracına yöneliktir. Görüşme tekniğinin kullanıldığı çalışmalarda ise temel veri toplama aracı olarak araştırmacı diğer bir değişler görüşmeci kullanıldığı için güvenirlik görüşmecinin nitelikleri göz önünde bulundurularak incelenmektedir.

Görüşmecinin soru soruş biçimi ve soruları aynı sözcüklerle sorup sormadığı verilerin içeriğini ve niteliğini etkilemektedir. Bu yüzden görüşme tekniğinin kullanıldığı çalışmalarda gerçek çalışmaya başlamadan önce görüşme protokolünün ve görüşmecinin pilot çalışmaya tabi tutulması gerekmektedir.

Görüşme tekniğine ait bir başka güvenirlik basamağı ise görüşme sürecinde kasete alınan konuşmaların yazıya dökümü sürecindeki tutarlılıktır. Bu yüzden kayıtlı konuşmaların farklı zamanlarda çözümlenerek her çözümleme sürecindeki tutarlılığa bakılmalıdır.

Görüşme tekniğine ait bir başka güvenirlik basamağı ise kasetlerdeki konuşmaların çözümlenmesinden sonra sayfalar dolusu verinin belirli kategorilere kodlanması sürecindeki güvenirliktir. Değişik araştırmacıların ya da aynı araştırmacının farklı zaman dilimlerindeki kategorilere kodlamasındaki tutarlılık da güvenirlik açısından önemli bir sorundur.

Görüşme tekniğinin kullanıldığı çalışmalarda geçerlik, görüşme yapılan kişinin vermiş olduğu yanıtlara ve bu yanıtların analizi sonrasında okuyucuya sunulan bilgilere ve yargılara yönelik bir pozisyon alıştır. Kvale (1989) geçerliği, görüşme tekniği ile elde edilen verilerin toplanmasına, bunların kategorilere kodlanmasına, analiz edilmesine ve en son olarak da sunumunda kullanılan stratejilerin güvenirliğinin ve kabul edilebilirliğinin sürekli olarak kontrol edilmesi olarak tanımlamaktadır.

Görüşme tekniği kullanılarak elde edilen bilgilerin doğruluğunu ve nesnel dünya ile ilintisini arttırmak için öncelikle araştırmada kullanılan desen oldukça önemlidir. Aynı araştırma sorusunu yanıtlamak için farklı nitelikteki teknikler (gözlem ve görüşme) ve veriler (nitel ve nicel) kullanılmalıdır. Böylece bir teknikle elde edilen verilerin doğruluğu bir diğeri ile test edilmiş ve doğrulanmış olur. Görüşme süreci de geçerliği etkileyen önemli bir etkendir. Bu yüzden görüşülecek kişiyle güven ilişkisine girilmelidir.

GÖRÜŞME TEKNİĞİNİN KUVVETLİ VE ZAYIF YÖNLERİ

Görüşme Tekniğinin Kuvvetli Yönleri

Görüşme tekniğinin kuvvetli yönleri şunlardır (Karasar, 2004)   :

  1. Bireyler arasındaki doğrudan sözlü ilişkiler.
  2. Değişik ve anında değişen koşullara uyabilme esnekliği.
  3. Okuma yazma bilmeyenler dahil, hemen herkese uygulanabilirliği.
  4. Geri besleme (feedback) mekanizmasının anında işleyebilmesi.
  5. Derinliğine bilgi elde edebilme.
  6. Alınan ilk tepkilere göre izleyici ve zaman zaman da onları kontrol edici soruların sorulabilmesi ile yanlış anlamaların azaltılması.
  7. Cevaplarda bireyselliğin korunması (kaynak kişi ya da deneğin başkalarına danışmadan cevap verme olanağının sağlanması).
  8. Soruları cevaplama oranını yüksek tutabilme.
  9. Özellikle, karmaşık ve duygusal ağırlıklı kişisel sorunların ortaya çıkarılmasında uygun bir teknik oluşu.

Görüşme Tekniğinin Zayıf Yönleri

Görüşme tekniğinin zayıf yönleri şunlardır(Karasar, 2004):

  1. Bireyler arasındaki doğrudan sözlü ilişkiler.
  2. Yanlılığa çok açık bir tekniktir.
  3. Görüşmecinin iyi niyet ve yetişmişliği ile sınırlıdır.
  4. Pahalı ve zaman alıcı bir süreci gerektirir.
  5. Pahalı ve zaman alıcı olması nedeniyle, araştırmacıların, yeterli (temsil yeteneği olan) sayıda kaynak kişi ile görüşmeden sonuca gitme eğilimlerini arttırarak araştırmayı sınırlandırmaları.

KAYNAKÇA

Ekiz, D.(2003). Eğitimde Araştırma Yöntem ve Metotlarına Giriş. Ankara.

Karasar, N.(2004). Bilimsel Araştırma Yöntemi (12.Basım). Ankara: Nobel yayıncılık

Özgüven, İ.E.(1980).  Görüşme İlke ve Teknikleri. Ankara: Pdrem Yayınları.

Sağlamer, E.(1977). İlköğretimde Teftiş. Ankara: Zeraks Baskı.

Tavukçuoğlu, C.(2002). Bilimsel Araştırma Yöntemleri ve Proje Hazırlama, Değerlendirme Kılavuzu. Ankara: Kara Harp Okulu Basım Evi.

Taymaz, A.H.(1997). Eğitim Sisteminde Teftiş: Kavramlar, İlkeler, Yöntemler(Geliştirilmiş dördüncü baskı). Ankara: TAKAV Tapu ve Kadastro Vakfı Matbaası.

Türnüklü, A. (2000). Eğitimbilim Araştırmalarında Etkin Olarak Kullanılabilecek Nitel Bir Araştırma Tekniği: Görüşme.

 

 




 Bu yazıya ulaştıran aramalar : grmegörüşme tekniğiyarı yapılandırılmış görüşme tekniğigörüşme teknikleriyarı yapılandırılmış görüşmeyapılandırılmış görüşmegörüşme tekniği örneğigörüşme türlerigörüşme ile ilgili makaleyari yapilandirilmiş görüşme formu

1 Yorum

  1. Görüşme yapılan birey bize çok gizli bir bilgi vermek isterse bizim tutumumuz nasıl olmalıdır ? (teşekkürler)

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>