Internet, Sosyal Medya ve Eğitim

Küreselleşme, Teknoloji, Internet ve Sosyal Medya Bağlamında Eğitimin Güncel Meseleleri

Bu çalışma 05-08 Mayıs 2016 tarihleri arasında Payas/Hatay’da düzenlenmiş olan “2. Uluslararası Çin’den Adriyatik’e Sosyal Bilimler Kongresi”nde sunulmuştur.

Giriş

Modern toplum olgusunun yaşandığı günümüzde, bilim ve teknolojide görülen değişim ve gelişim hayatımızı önemli ölçüde etkilemektedir. Bilim ve teknolojinin etkisi her alanda kendisini göstermektedir. Türk Dil Kurumu’nun büyük Türkçe sözlüğünde bilim, “Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim” ve “Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci” olarak tanımlanmaktadır (TDK, 2016). Yıldırım (2016) ise bilimi “denetimli gözlemlerle ve bu gözlemlerin sonuçlarına dayalı, mantıksal düşünme yolundan giderek olguları açıklama gücü taşıyan hipotezler bulma ve bunları doğrulama yöntemi” olarak tanımlamıştır.

Bilim sürekli olarak gelişim halindedir. Bu gelişimi etkileyen faktörlerin başında teknolojinin insan hayatında kullanılması ile doğal olayların kontrol ettiği ve ortaya çıkardığı uygulamalar gelmektedir. Özellikle bilim ile teknoloji arasında bir döngü söz konusudur. Bilim teknolojiyi ortaya çıkartırken, ortaya konulan teknolojiler de bilimin gelişimine katkı sağlamaktadır. Bu şekilde yeni bilim ve yeni teknolojiler sürekli bir devinim halde oluşmaktadır. Özellikle 20. Yüzyıldan itibaren teknolojinin bilime katkısı ve bilim ile teknolojinin birbiri içerine girmesi hız kazanmıştır. 2003 yılında California Berkeley Üniversitesi tarafından 2002 yılı verilerini kullanarak yapılan bir araştırmaya göre 2002 yılında üretilen bilgi 5 ExaByte’dır. Üretilen bilgi ise her yıl yaklaşık olarak bir önceki yıla göre %30 artmaktadır. Dolayısıyla bu bilginin basılı ortamlarda saklanması mümkün değildir. Örneğin Dünyanın en büyük kütüphanesi olan Amerika Kongre kütüphanesinde basılı olarak saklanan bilgi 10 TeraByte büyüklüğündedir. Üretilen bilginin %92’si magnetik ortamlarda (çoğunlukla sabit disklerde), %7’si filmlerde, %0.01’i basılı materyallerde (kitap, dergi, vb.), %0.002’si ise optik ortamlarda saklanmaktadır (Güneş, 2009). Özellikle Internet teknolojisinin gelişimi ile de büyük sunucularda saklanan bilgi yoğun bir şekilde transfer edilmektedir. Bu noktada bilgiye doğru şekilde ulaşabilmek teknoloji yeterliğine ve bilişim okuryazarlığı becerilerine sahip olmayı gerektirmekte, teknolojiye hakim olma ise bilgiye hakim olma anlamına gelmektedir.

Yukarıda ifade edilen bu değişim bilişim toplumu olgusunu ortaya çıkarmıştır. Bu toplumda yaşayan her birey bilişim okuryazarlığı becerilerine sahip olmalıdır. Bu becerileri kazandırmada ise en önemli görev eğitim kurumlarına düşmektedir. Eğitim kurumları da bilim ve teknolojinin değişim ve gelişiminden üst düzeyde etkilenmektedir. Eğitim kurumları bir taraftan bu değişim ve gelişime ayak uydururken, diğer taraftan da bireylere bilişim okuryazarlığı becerilerini kazandıracak şekilde yenilenmektedir. Bilişim toplumunu yaşadığımız günümüzde bahsi geçtiği üzere üretilen bilgi miktarı çok fazladır ve bireylere bu bilginin hepsini vermek mümkün değildir. Dolayısıyla eğitim ve öğretimde bir paradigma değişimi söz konusudur. Örgün eğitim sürecinde sadece anahtar kavramları öğreterek, öğrencilerin aktif olduğu yöntem ve stratejileri izleyerek, belirli beceri, tutum ve değerleri kazandırarak, öğrencilerin öğrenmeyi öğrenmeleri hedeflenmektedir (Güneş, 2009; Özkan, 2009). Artık, eğitimin merkezinde öğrenciler yani öğrenen bireyler yer almaktadır. Bireylere mevcut bilgilerin, birikimlerin, kültürel değerlerin ve olguların aktarılması elbette olacaktır. Ancak buradaki amaç, öğrencilere hazır bilgileri ezberletmek değil, öğrencilerin kendi bilgilerini yapılandırmalarına yardımcı olmaktır (Çalık & Sezgin, 2005).

Bilişim toplumu ile öğretmen rollerinde de değişiklik olmuştur. Öğretmenlerin görevi, öğrenme ortamının merkezine öğrenciyi alarak, sadece bilgiyi aktarmak değil, öğrencilere yön gösteren, onların bilgiye ulaşmasına ve günlük hayatta kullanmasına yardım eden bir rehber ve lider olmaktır (Balay, 2004; Çalık & Sezgin, 2005).

Sanayi toplumundan bilgi (bilişim) toplumuna geçişte eğitim sürecinde meydana gelen değişimler Tablo 1’de verilmektedir.

Tablo 1. Değişen Eğitim Modeli

Ölçütler Sanayi Toplumu Eğitim Modeli Bilgi Toplumu Eğitim Modeli
Öğretmenin Rolü Her şeyi bilen öğretmen, bilgi aktarıcı, alanında uzman Yönlendirici, yol gösterici öğretmen
Öğrencinin Rolü Dinleyici, edilgen, bireysel çalışma Aktif, işbirliğine dayalı takım çalışması
Yöneticinin Rolü Yönetim lideri Öğretim-yönetim lideri
Öğrenme Yöntemi Sınıfta öğrenme Kişisel araştırma
Öğrenme Şekli Bireysel çalışmayla öğrenme Takım çalışmasıyla öğrenme
Eğitim Programları Standart eğitim programları Değişken eğitim programları
Çalışan Geliştirme Hizmet-içi eğitim Örgütsel öğrenme
Başarı Ölçütü Ezberlenmiş bilgi aktarımının esas alınması Kavramları çok boyutlu olarak tanımlayabilme

Kaynak: Aytaç, 1999: 75; Akt. Özkan, 2009

Tablo 1 incelendiğinde, bilişim toplumuna geçişte eğitime ilişkin pek çok değişkenin önemli ölçüde değiştiği gözlenmektedir. Değişen paradigma çerçevesinde her şeyi bilen ve aktaran öğretmen yerine, yol gösterici öğretmen; sadece dinleyici konumunda olan öğrenci yerine, aktif, grup çalışmalarına katılan öğrenci; yönetim liderliği yanında öğretim lideri de olan yönetici; kişisel araştırmaya dayalı öğrenme yöntemi; takım çalışması, esnek öğretim programları, örgütsel öğrenme ve çok boyutlu kavram tanımlama gibi ölçütler karşımıza çıkmaktadır.

Gelişen bilgi teknolojileri sadece eğitimde değil, ekonomi, siyaset ve kültür bakımından mevcut alanların dönüşümünde önemli görülmektedir. Özellikle Internet teknolojisi sayesinde bireyler için yeni bir gerçeklik ve özgürlük alanı oluşmuştur. Bununla birlikte Internet ekonomik bir pazar olarak da kullanılmaktadır (Güzel, 2006). Her ne kadar Internet’in temel işlevi üretilen bilgiyi paylaşma, saklama ve bilgiye kolay erişme olsa da, bunun dışında bireyler Internet’in sunduğu olanaklar ile birlikte pek çok farklı işlemi gerçekleştirebilir olmuştur (Yılmaz & Horzum, 2005). Değişen dünyada bilgi avı, alışveriş, etkileşim, paylaşım, bürokratik iş ve işlemler, vb. pek çok eylem için bireyler Internet’i ve mobil aygıtları kullanmaktadır. Bununla birlikte bireyler Internet teknolojisinin kullanımına olanak kıldığı ve sosyal medya olarak tabir edilen sosyal ağlar ile birlikte birbirleri ile paylaşımlarda bulunmakta, etkileşimli bir iletişimin bir tarafı olmaktadır. Internet ve sosyal medya bireylerin günlük rutinleri arasında yer almaktadır (İşlek, 2012: 1). Bu sayede küreselleşen dünya olgusu ile dünya küçülmektedir.

Yukarıda ifade edilen bilişim toplumu değişimi, bu toplumda yerleşik hayata geçen Internet ve sosyal medya kullanımı dikkate alındığında bu makalede küreselleşme, teknoloji, Internet ve sosyal medya bağlamında eğitimin güncel meseleleri tartışılmaya çalışılmıştır.

Internet ve Sosyal Medya

Internet’in etkin olarak kullanılmaya başladığı 1995 yılında dünyadaki Internet kullanıcı sayısı oranı %1 seviyesinin altında iken, 2016 yılı Ocak ayı itibari ile bu oran %46’lar seviyesine ulaşmıştır (ILS, 2016). Bu durum Internet’in gündelik hayatta ne kadar yer ettiğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çeşitli kuruluşlar tarafından her yıl düzenli olarak dünyadaki ve ülkelerdeki Internet, sosyal medya, mobil teknolojiler, vb. kullanım durumları ile bu platformlardaki kısıtlamalara ya da işlenen suçlara ilişkin bilgiler rapor olarak sunulmaktadır. Bu bölümde dünyadaki ve ülkemizdeki kullanım oranları tablolar halinde sunulacaktır.

Tablo 2. Dünyanın Genel Dijital Görünümü

Toplam Nüfus*Şehirleşme: %54 Etkin Internet Kullanıcısı** Etkin Sosyal Medya Kullanıcısı*** Bağımsız Mobil Cihaz Kullanıcısı**** Etkin Mobil Sosyal Kullanıcısı***
7.395 Milyar 3.419 Milyar (%46) 2.307 Milyar (%31) 3.790 Milyar (%51) 1.968 Milyar (%27)

* Değer çocukları da içeren toplam ulusal nüfusu temsil etmektedir.

** Değer hem sabit hem de mobil bağlantılar ile erişimi temsil etmektedir.

*** Değer tekil kullanıcıları değil, etkin kullanıcı hesaplarını temel almaktadır.

**** Değer tekil kullanımı değil, cep telefonu aboneliğini temsil etmektedir.

Kaynak: Kemp, 2016

Günümüzde Internet kullanım oranının artmasındaki en önemli neden şehirleşme oranındaki artıştır (Koutroumpis, 2009). Dünyanın genel dijital görünümü incelendiğinde, dünyadaki şehirleşme oranının %54 seviyesine ulaştığı, buna paralel olarak Internet kullanım oranının da %46 seviyesine ulaştığı görülmektedir. Etkin sosyal medya kullanıcısı oranına bakıldığında ise dünyadaki sosyal medya kullanımının %31 seviyesinde olduğu görülmektedir. Bağımsız mobil cihaz kullanım oranı ise %51 seviyesindedir. Ülkemizdeki durum ise Tablo 3’te sunulmuştur.

Tablo 3. Türkiye’nin Genel Dijital Görünümü

Toplam Nüfus*Şehirleşme: %74 Etkin Internet Kullanıcısı** Etkin Sosyal Medya Kullanıcısı*** Bağımsız Mobil Cihaz Kullanıcısı**** Etkin Mobil Sosyal Kullanıcısı***
79.14 Milyon 46.28 Milyon (%58) 42.00 Milyon (%53) 71.03 Milyon (%90) 36.00 Milyon (%45)

* Değer çocukları da içeren toplam ulusal nüfusu temsil etmektedir.

** Değer hem sabit hem de mobil bağlantılar ile erişimi temsil etmektedir.

*** Değer tekil kullanıcıları değil, etkin kullanıcı hesaplarını temel almaktadır.

**** Değer tekil kullanımı değil, cep telefonu aboneliğini temsil etmektedir.

Kaynak: Kemp, 2016

Tablo 2 incelendiğinde, ülkemizin gerek Internet kullanımı, gerek sosyal medya kullanımı, gerekse bağımsız mobil cihaz kullanımında dünya ortalamasının üzerine seyrettiği görülmektedir. Yıllık büyüme açısından da ülkemizde bu oranlar bir önceki yıla göre artış göstermiştir. Özellikle Internet kullanımı ile etkin mobil sosyal kullanıcısı sayısındaki artış bir önceki yıla göre %10 seviyesinde ve üstündedir (Kemp, 2016). Bu duruma özellikle akıllı telefon olarak tabir edilen Smart phone’ların kullanım oranlarının artması ve bu cihazlarla birlikte mobil ağların (3G/4G bağlantı) kullanılırlığının yükselmesi gösterilebilir. 2016 Ocak ayı itibari ile Türk nüfusunun %56’sı akıllı telefon kullanmaktadır. Bununla birlikte 3G/4G bağlantı oranı %39 seviyesindedir (Kemp, 2016).

Türk halkının bir günde ortalama medya ile geçirmiş olduğu zaman ise Tablo 4’te verilmiştir.

Tablo 4. Medya ile Geçirilen Zaman

Internet(Tablet ya da bilgisayar) Internet(Akıllı telefon) Sosyal Medya(Herhangi bir cihazla) Televizyon
4 saat, 14 dk. 2 saat, 35 dk. 2 saat, 32 dk. 2 saat, 18 dk.

Kaynak: Kemp, 2016

Tablo incelendiğinde Türk nüfusunun günün büyük bir bölümünü bilgisayar veya akıllı telefonlarla Internet’e bağlanarak ve televizyon karşısında geçirdiği görülmektedir. Yine Internet’e bağlanma süresinin neredeyse yarısı sosyal medya paylaşımları için harcanmaktadır. Bu durum Internet ve sosyal medyanın ülkemizdeki etkililiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Türkiye’de Internet kullanıcılarının %43’nü kadınlar oluşturmaktadır. Kadınlar Internet’i genel itibari ile arkadaşları ile haberleşmek ve bilgi aramak için kullanmaktadır. Erkekler ise Internet’i haber okumak, futbolu takip etmek ve güncel kalmak için kullanmaktadır.

Türkiye’de 12-25 yaş arası Internet kullanıcılarının sayısı ise 12.1 milyondur. Bu gençlerin %72’si ise her gün Internet’e bağlanmaktadır. Gençlerin %68’i sosyal medyayı kullanmakta, arkadaşları ile paylaşımda bulunmak ve eğlenmek istemektedir. Sosyal platformların kullanım oranlarına bakıldığında ise, ilk üç sırayı %32 kullanım oranı ile Facebook, %24 kullanım oranı ile WhatsApp ve %20 kullanım oranı ile Facebook Massenger almaktadır (Kemp, 2016). Lise öğrencilerinin Facebook platformundaki ortalama arkadaş sayısı 450 iken, üniversite öğrencilerin ortalama arkadaş sayısı 400 civarındadır.

Ulaştırma Bakanlığı Internet Kurulu tarafından, 9-16 yaş grubu çocukların Internet üzerindeki sosyal paylaşım sitelerini kullanma alışkanlıklarının analiz edildiği bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaya göre, çocukların yaklaşık %70’i günde en az bir kere Internet’e bağlanmakta, %66’sı günde en az bir kere sosyal ağları kullanmakta ve sosyal ağlarda ortalama 72 dakika zaman geçirmektedir. Facebook, %99’luk kullanım oranı ile en fazla kullanılan sosyal ağ durumundadır (Demir, 2016).

Internet’in ve sosyal medyanın yukarıda verilmiş olan ve oldukça yüksek olduğu düşünülen kullanım oranlarına karşın bu platformların doğru kullanımı ve mahremiyet konusunda maalesef sıkıntılar söz konusudur. Örneğin Facebook kullanıcılarının %25’i sitenin gizlilik ayarlarını bilmemekte ve kullanmamaktadır. %40 sosyal ağ kullanıcısının doğum tarihi, telefon numarası gibi kişisel bilgileri kimlik hırsızlığı riski oluşturacak şekilde herkese açık konumdadır. Geçtiğimiz yıl %9 sosyal ağ kullanıcısının bilgileri kötü amaçlı olarak kullanılmıştır. Bilişim alanında hizmet veren Sophos isimli bir güvenlik firmasının 2009 yılında yapmış olduğu bir çalışmaya göre sosyal ağlar yolu ile gönderilen kötü amaçlı yazılımların ve Spam’lerin oranı %70 seviyesinde artmıştır. Aynı araştırmaya göre Facebook kullanıcılarının %46’sının tanımadığı kişilerden gelen arkadaşlık isteklerini kabul ettiği, yaklaşık %100’ünün e-posta adreslerini paylaştığı, %30-40’lık kesiminin ise aile ve arkadaşlarıyla ilgili bilgileri paylaştığı görülmüştür (Goodchild, 2010).

Sonuç

Internet ve sosyal medyanın etkin olarak kullanımı ile özellikle küçük yaştaki kullanıcıların bu platformları güvenli kullanma konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması, Internet ve sosyal medyanın eğitim ile ilgili iki boyutunu ortaya çıkarmaktadır. Birincisi özellikle küçük yaştaki bireylerin Internet’i ve sosyal medyayı doğru ve bilinçli kullanma boyutunda eğitilmesi, ikinci ise bireyler tarafından etkin kullanılan bu platformların eğitim amaçlı olarak nasıl kullanılacağıdır.

Internet ve sosyal medya; bilgi ve hayatın paylaşımı, sosyal iletişim, iş bağlantıları ve topluluk inşası gibi olanaklar sunmaktadır. Özellikle sosyal ağlar bireylerin iletişimini, birbirleriyle olan etkileşimini, işbirliğini, çalışma ve öğrenme sürecini değiştirmiştir (Gülbahar, Kalelioğlu, & Madran, 2010). Internet ve sosyal medya öğrenciler, eğitim süreci ve eğitim kurumları açısından farklı şekillerde ve etkin bir biçimde kullanılabilir. Bireyler farklı duyu organlarına hitap eden video, ses, grafik, fotoğraf, vb. hipermedya unsurları ile etkin bir şekilde öğrenebilir. Bununla birlikte araştırma, grup çalışması, tartışma, problem çözme becerilerini de kazanabilir.

Bu yüzden bu platformların doğru kullanımı noktasında bireylerde bilinç oluşturulmalı, eğitim sektörüne katkı sağlayacak adımlar atılmalı, oluşabilecek sorunlar ise eğitimle çözülmelidir.

Kaynakça

Balay, R. (2004). Küreselleşme, bilgi toplumu ve eğitim. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 37 (2), 61-82.

Çalık, T., & Sezgin, F. (2005). Küreselleşme, bilgi toplumu ve eğitim. Kastamonu Eğitim Dergisi, 13 (1), 55-66.

Demir, Ü. (2016). Sosyal medya kullanımı ve aile iletişimi: Çanakkale’de lise öğrencileri üzerine bir araştırma. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi, 9 (2), 27-50. doi: 10.18094/si.99029.

Goodchild, J. (2010). Facebook, Twitter, Social Network Attacks Tripled in 2009. http://www.networkworld.com/article/2243459/compliance/facebook–twitter–social-network-attacks-tripled-in-2009.html adresinden 01.03.2016 tarihinde erişilmiştir.

Gülbahar, Y., Kalelioğlu, F., & Madran, O. (2010). Sosyal ağların eğitim amaçlı kullanımı. XV. Türkiye’de İnternet Konferansı, (2-4 Aralık 2010), İstanbul. Bildiri Kitabı: 10. url: net-tr.org.tr/inetconf15/kitap/Y_Gulbahar_inet10.doc

Güneş, B. (2009). Teknolojideki gelişmelerin eğitime yanısmaları: Fırsatlar-tehditler. Proje Danışmanlığı Eğitimi Çalıştayı, (15-22 Haziran 2009), TÜSSİDE-Gebze. url: http://maycalistaylari.comu.edu.tr/calistay2009/sunumlar/danisman/bilal_gunes_teknoloji_ve_egitim_fizik.pdf

Güzel, M. (2006). Küreselleşme, internet ve gençlik kültürü. Küresel İletişim Dergisi, 1 (1), 1-16.

ILS. (2016). Internet Live Stats. Number of Internet users (2015). March, 2016, http://www.internetlivestats.com/internet-users/ adresinden 01.03.2016 tarihinde erişilmiştir.

İşlek, M. S. (2012). Sosyal medyanın tüketici davranışlarına etkileri Türkiye’deki sosyal medya kullanıcıları üzerine bir araştırma. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Karaman.

Kemp, S. (2016). We are social. Digital in 2016. January, 2016, http://wearesocial.com/special-reports/digital-in-2016 adresinden 01.03.2016 tarihinde erişilmiştir.

Koutroumpis, P. (2009). The economic impact of broadband on growth: A simultaneous approach. Telecommunications Policy, 33 (9), 471-485.

Özkan, H. H. (2009). Bilgi toplumu eğitim programları. Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2 (10), 113-132.

TDK. (2016). Büyük Türkçe Sözlük. http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&view=bts adresinden 28.04.2016 tarihinde erişilmiştir.

Yıldırım, C. (2016). Bilim Felsefesi (12. Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi.

Yılmaz, K., & Horzum, M. B. (2005). Küreselleşme, bilgi teknolojileri ve üniversite. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 6 (10), 103-121.




 Bu yazıya ulaştıran aramalar : degişen dünyada sosyal medyanın eğitime etkisisosyal medya kullanimiyla ilgili tehditlersosyal kontrol genç sosyal medya ve internetmedya ve internetin doğru kullanılmasıinternetin ve sosyal medyanın insanlara etkisi şapkalara göre yapinternet ve sosyal medyanın çocukların oyun alışkanlıklarına etkisi akdağ ve çıngıinternet ve sosyal medya kullanımının eğitim boyutuİnternet ve sosyal ağların toplum ve eğitim hayatına etkileriİnternet ve sosyal ağların eğitime etkilericep telefonu internet ve sosyal medya doğru kullanımı

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yanda verilen HTML etiketleri ve öznitelikleri kullanabilirsiniz.: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>
*
*